Bursa Kızılay Kız Öğrenci Yurdu - Yurdumuz
Tarih Aralık 1977...
Karacabey Lisesi Kız Basketbol Takımı olarak, Marmara Bölgesi Liselerarası Basketbol Turnuvası için Edirne'deyiz.
Edirne'ye vardığımızda turnuva boyunca kalacağımız mekân olarak bir kız öğrenci yurduna yerleştirileceğimizi öğreniyoruz. Önce heyecanlanıyoruz.
Hepimiz ailelerimizle yaşıyoruz ve daha önce hiçbirimiz bir yurtta kalmamışız. Filmlerde gördüğümüz kadarıyla biliyoruz yurtları ve bir yurtta yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ediyoruz. Yurda gelince büyük bir bahçe içindeki beton binaları görüyoruz. Binaya giriyoruz. Her biri salon büyüklüğündeki yüksek tavanlı odalar, her odada sıra sıra ranzalar, zemin desen taş, yemekhane desen uzak, üstelik tabaklar porselen değil, masalar desen örtüsüz, yurdun tamamı yeterince sıcak değil, hatta yerlerde ne bir halı, ne de odalarda bir divan olmamasından olsa gerek, buz gibi... Hayallerimiz sarsılıyor biraz.
80 öncesi dönemlerde olduğumuz için sokaklarda yürüyüşler de var üstelik. Geceleri sloganlar atarak yurdun etrafında da dönmeye başlıyor yürüyüşçüler. Korkuyoruz... Yurt görevlisinden yardım istiyoruz. Önlem olarak bizi üst kat odalara yerleştiriyorlar sadece.
Takım arkadaşlarımızdan başka kimsemiz yok o anlarda, çünkü bizi Edirne'ye getiren öğretmenlerimiz erkek oldukları için bizimle birlikte değil de öğretmenevinde kalıyorlar. Turnuva bitip de evlerimize döndüğümüzde yurtta kalmak üzerine kurduğumuz pembe hayallerimiz gördüğümüz gerçekler karşısında yenilgiye uğramış halde sessiz sedasız zihnimizin gerilerine bir yerlere çekiliyor...
****
O günlerin üzerinden geçen 40 yılın ardından bugün yine bir yurttayım.
Bağışçıların bağışlarıyla iki sene önce açılmış olan üç katlı, 40 odalı ve 99 öğrenci kapasiteli Kızılay Bursa Şubesi Yüksek Öğrenim Kız Öğrenci Yurdu burası.
Yurt müdiresi Kıvanç Varol'un davetiyle gittiğim toplantıda, yurtta barınan kız öğrencilerle ve yurdun yapımına katkı sağlayan bağışçılarla birlikte yemekhanede kahvaltı eşliğinde sohbetler ettik. Bir yurdun soğukluğundan uzak, temiz, aydınlık ve şık bir salon olmasıydı göze ilk çarpan. Benim anılarımdaki yemekhane ile uzaktan yakından alakası yoktu kısacası.
Kahvaltı esnasında öğrenciler ve bağışçılar kendilerini tanıttılar karşılıklı.
Bağışçıların hepsi gönüllü, yürekli ve eğitime, en çok da kız çocuklarının eğitimine sevdalı kadınlardı. Çünkü onlar biliyorlar ki "Kadın gülerse, toplum güler"...
Bu amaçla canla başla çalışarak, kermesler düzenleyerek, Kızılay'ı anlatıp bağışçılar bularak, adeta ilmek ilmek dokuyarak var etmişler bu yurdu.
Çay bardağından çay süzgecine, havlusundan sabununa, tuvalet kağıdından tuvalet aynasına, perdesinden çarşafına ve yastık kılıfına, internetinden spor salonuna, okunacak kitabından okuma salonuna kadar her ihtiyaç gözetilmiş yurtta.
Yeşim Tekstil 400 adet nevresim takımı bağışlamış kuruma mesela. Odalardaki buzdolapları ve yemek salonundaki sandalyeler Füruzan Altuğ tarafından temin edilmiş. Yurdun yapımında Kızılay'a en büyük destek Feyha Duraner'den gelmiş.
Toplantının bitiminde yurdu şöyle bir gezdik ve içinde ranzalı yatağı olmayan, geniş, ferah, sakin, huzurlu, sıcak, modern, ihtiyaca hitap edebilecek donanımda olduğunu gördük. Yurdun şehrin tam ortasında, yani Altıparmak'ta, yani toplu taşıma araçlarına iki adam mesafede olması, üstelik Muradiye gibi Bursa'nın tarih kokan bir semtinin yamacına yaslanmış olması da yurtta barınan öğrenciler için ayrı bir avantajdı.
Barınmak yeterli mi?
Öğrencilere fiziki ihtiyaçların sağlanmasının haricinde çeşitli eğitimler de verebilmek için Halk Eğitim Merkezi'ne gitmiş Kıvanç Hanım ve olumlu cevaplar alarak kurslar düzenlemiş yurtta. İstenen verim şimdilik alınmadıysa da Kıvanç Hanım'ın eğitim bilinci ve deneyimleri ile öğrencilere değer katıp, farkındalık yaratmak adına geliştirdiği projeleriyle öğrencilerin peşini bırakmayacağı gün gibi ortada.
Önemli bir ayrıntı; öğrenciler ve yönetim iletişimde günceli yakalamış. İlişkiler teknoloji sayesinde daha yakınlaşmış.
Yurtta barınan kızların hepsi Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelmiş. Giresun'dan da öğrenci var yurtta, Sivas'tan da, Malatya'dan da. Hukuk fakültesinde okuyan da var aralarında, meslek yüksek okulunda okuyan da...
Kahvaltının sonunda dersi olan öğrenciler bir bir okullarına giderken, Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinden Didem Kaya ve Şevval Ceylan geliyor masamıza. İkisi de pırıl pırıl gençler. Yurda konuklar gelecek diye özenle giyinmiş ve öyle inmişler salona. Kendilerinden büyüklerle bir arada bulunmanın kendilerine sağlayacağı kazanımların farkında olarak dinliyorlar sohbeti. Öğrenmeye açıklar.
Birkaç yıl sonrasını hayal ediyorum onlara bakarken, okulları bitmiş ve yurdun bir bölgesinde mesleklerini icra ederken görüyorum ikisini de. Göğsüm kabarıyor... "Bir gün de Gemlik'e bekleriz sizi" diyorlar, seve seve gideceğime söz veriyorum...
Diploma yeterli mi?
Barınma ihtiyacının karşılanması ve ailelerin kızlarını okutabilmek adına onların barınma ihtiyaçlarını karşılaması geleceğe atılan imzanın 'olmazsa olmaz' bir tarafı.
Bu imzanın diğer tarafında ise yurtta barınan kızlar var.
Sadece okula gidip gelmekle kalmayın derim ben onlara. Bursa'yı tanıyın, insanları tanıyın, tarihi koklayın, çevrenizdeki imkânlardan, hele de sizin için bir şeyler yapmaya çabalayan insanlardan sonuna kadar faydalanın ve kendinize her anlamda yatırım yapın.
Katılacağınız etkinlikler ile entelektüel birikiminiz artsın bir yandan, bir yandan da başka bir dil daha koyun cebinize. Yurt yönetiminin projelerinden biri olan 'kendi alanında başarıyı yakalamış kadınlarla sohbet' toplantılarını kaçırmayın ve onlardan kendinize dersler çıkartın. Diplomanız kâğıt parçası olarak kalmasın hayatınızda. Ona değer katın.
Unutmayın ki size kapılar açmak bizim vazifemiz ise de, açılan kapılardan içeriye girmek ve içeride kalmak sizin maharetiniz.
Hepinizin yolu aydınlık ve açık olsun...
View the embedded image gallery online at:
http://www.bursakizilaykizyurdu.com/yurdumuz#sigFreeId03bf1a4899